Sırdır

geldik şu aleme bir dost bulmaya
özünü meydana seresin güzel
derman arar iken yabanda elde
bir de bana meyman olasın hele
ehl-i muhabbete ayan olurmuş
sırdır sırra erenlerin cemali

bir hengame sarmış cümle alemi
ne gül kalmış ne de bülbülün dili
çıktım göğün yedi kat yurdundan
konam dedim ayaz vurdu tenimi
ehl-i muhabbete beyan olurmuş
birdir sırra erenlerin kemali..

de gülüm

de gülüm! De ki: ela bir günde gelecegim
istanbul darmadagin olacak, saçlarim
darmadagin. Hepsi, darmadagin!
üzülme gülüm! Toparlanacagiz, birlikte,
ayaga da kalkacagiz, yürüyecegiz de gülüm
hem de çelikten topragini dele dele hayatin!

de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişligi ögretecek, tattiracaktir
hasretten-hakikaten-ten degiştiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hirslarimiz, acilarimiz gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alişacak..
göreceksin-sevinçten aglayacaksin gülüm-ki
işte o vakit bana-dogrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakişacak!

bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kapli kitaplardan çikartilacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artik hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalniz, umarsiz kalmayacak!

tehlikeli oyunlar / II. dul kadın

işte ondan sonra, kardeşim Hidayet, insanlığa öfkem başlıyordu; belki de ilköfkelerimi bu oyunlar sırasında duymuştum. Çünkü, bütün gücüme rağmenoyuna geliyordum. Kendime kızıyordum: Çünkü oyuna geliyordum, anlıyormusun oğlum Hidayet? oyuna geliyordum. Oyuna gelmemeliydim, bana oyunoynanmamalıydı. Bütün gücümle uyanık kalmalıydım; başkalarınınrüyalarını görmemeliydim. Ve kardeşim Hidayet, öfkelenince de onlarınbütün kusurlarını, küçüklüklerini, daha önce hoşgörüyle karşıladığım kendinibeğenmişliklerini daha şiddetle görüyordum ve unutmuyordum. Onlarıkıskanıyordum, onları beğenmiyordum. Oynadıkları oyunu hiçanlamıyorlardı. Yaşamak istiyorlardı; en çok buna kızıyordum.

Bazı sözler vardır, oğlum Hidayet, insan onlarsız edemez. Ölü noktaya
gelmiş olan bir oyun, onlarla birden canlanır; akıcı, sürükleyici bir duruma
gelir. Cümlelerin üstüne bir ağırbaşlılık gelir; seyredenler, neden olduğunu
bilmeden, birden duygulanır. Oysa, insan kendisine ait gizli bir kötülüğü, can
sıkıcı bir küçüklüğü farketmiştir tam o sırada; içinden, yüzünü buruşturur.
Fakat, oyunu, ne pahasına olursa olsun sürdürmek gerekmektedir; oyunun
kuralı budur. Bu yüzden, daha önce yaratmış olduğu etkiden yararlanır:
«Bana bunu yapamazlardı, artık devam edemeyeceğimi anlıyordum,» gibi,
başı ve sonu olmayan sözler mırıldanır. Ya da «Neredeyse ağlıyacaktım,»
diye sızlanır ya da okumuş olduğu kitaplardan yararlanır kimseye belli
etmeden. Onlardan, işine geldiği gibi ters anlamlar çıkarır

tehlikeli oyunlar / I. gecekondu


hikmet: demek sen de bu işkenceye katılıyordun. Sözde, okumuş bir kızolacaksın. (Gözlerini tavana diker.) Bu sözleri unutamam artık; bütüngeleceğimi kararttın. Oysa, kitaplardan söz ederken sesin ne kadar farklıydı.

Uykusuz gecelerinde, düzenlisoluk alışlarıyla insana güven veren bir arkadaş kalır belki somyada.Karanlıkta görülmez; yalnız, varlığı duyulur. Belki uyanır da belirsizyakınmalarımı dinler. Karım beni bıraktı ya da ben evden ayrıldım: Bunabenzer bir durum. Sonunda bu gecekonduya düştüm. Gecekondu değilburası Hikmet, üç katlı ahşap bir ev. Peki Hüsamettin Albayım. İşte bu ahşapevimde, bir gece için de olsa, seni barındırıyorum; bir işe yaradığımıhissediyorum. Son zamanlarda neye yaradığımı pek bilemiyorum da. Belkiyarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi.Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca. Tahtalar gıcırdar.Hayır, zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini. Sonra neyaparım? Uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim. Bütünhayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerinhayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.

Sokaklambasının ışığından yararlanarak sigara paketini buldu. Kibriti de hemenbulursam işler düzelir mi acaba? Neden olmasın? Olaylar arasındaki gerçekbağları bilmiyoruz ki; hiç olmazsa ben bilmiyorum. Bu kibrit bulma da, biryerde bir işe yarayabilir. Sigarasını yaktı; kibritin alevi, oldukça büyük bir yeriaydınlattı. Sigaranın ateşi daha küçük bir alanı aydınlatır; fakat sürekli biraydınlıktır bu. Kafasında da bir sigara yaktı; ilk yemeğin gecesini aydınlatmakistedi. Yatağa uzandı; yemek odasını, odada bulunan ve kısa bir süre içinakrabası olan ve artık hiç bir şeyi olmayan insanları düşündü. Benisevseydiniz, şimdi yanımda olurdunuz gene. Beni bir türlü bırakmazdınız:Vallahi bırakmayız seni Hikmet Bey oğlumuz, derdiniz. Vakit çok geç oldu, busaatten sonra vasıta da bulamazsın. Misafir odasında yatarsın; ara kapıyıaçarız, salondaki sobayı da söndürmeyiz. Gece yarısından sonra, tek başınayollara düşmeğe değer mi? Bir şeyler bulup söylerdiniz işte. Başucuma filtrelisigaralarınızdan koyardınız, bana kısa gelen bir pijama da bulurdunuz.Damat sevgisi, albayım, insan sevgisine oranla çok kısa sürüyor.

yola zarasın / şah hatay

ârif isen bir gün seni seslerler
bülbül deyü gülistanda beslerler
bir gün seni rehberinden isterler
kimin izni ile girdin yola sen

özün eğri ise yola zararsın
derdini yetişmiş dermân ararsın
maslâhatın nedir şârı sorarsın
sarraf olmayınca girme şâra sen

kapudan çıkınca köşe gözetme
için karartıp da dışın düzetme
şah hatâyî ötesini uzatma
mü’min isen bir ikrârda dura sen

afel

+ne alakası var benim anlattıklarımla bunun şimdi?

-herşeyin herşeyle akalası var.

bölüm 5

tabutta rövaşata / derviş zaim

“soğuk olan hava değil mahsun. insanlar soğuk. hayat çok soğuk. keşke bu kadar soğuk olmasaydı da dünya, sen de bu kadar üşümeseydin.”

1996 

elifin öküzü 1 / sevan nişanyan

cahil – meşhul

arapça kök chl: bilmemek

Arapça cahil’in çoğulu cühela. ef’el vezninde echel ise ism-i tafdil adı verilen kıyas ve abartı formu: pek cahil demek. echel-i cühela deyimi “bilmezlerin en bilinmezi” anlamına geliyor. bir de Şinasi’nin iki satırıda pek çok şeyi özetleyen şu güzel beyit var;

bedbaht ona derler ki elinde cğhelanın
kahr olmak için kesb-i kemal ü hiner eyler.

(kasbetmek: kazanmak, kemal: yetkinlik yetenek. Birincisinden müstesep, ikincisinden mükemmel geliyor.)

chl kökünün en çok kullanılan arapça masdarları cehl (türkçesi cehil) ve cehale(t) (türkçesi cehalet). ikisinin anlamı aynı. mef’ül vezninde mechül (meçhul) ise bilinmeyen demek. Eski edebiyat kitaplarında geçen tecahül-i arif “bilip bilmemezden gelme”nin osmanlıcası. Kendi cahil olan ne bilir tecahülü, ariften bahs için evvela irfan gerek dersen belki lisedeki edebiyat derslerimizde neden hep sıfır aldığım ortaya çıkar. Bir de ilaç yapımında kullanılan ebucehil karpuzu var. ne olduğunu hiç bilmiyorum, ama diğer adı “ermeni hıyarı” imiş, onu öğrendim.

everest yayınları, sayfa 48

dünya lekesi 1 / seyyidhan kömürcü

sonra madem insan kal adında bir beladır
insan dalgın bir belgedir kendiyle hayat arasında
neden eve dönmekten ibarettir hayat
neden bazen simsiyah bir doğruyla denilir,
devletin ve allah’ın en iyi fikridir kış
bütün evlerin en mükemmel hatasıdır baba
başka incirin yarasını başka incir de bilmez gibi
talandır bu herkesle herkes olmak
kopan umur ufalan ödün adıyla
iki lekenin birbirine dağılmasına sadece aşk mı denir
diğer zeytinin diğer zeytine fethi gibi
dilerim herkesin vaktiyle adı sinem olan uzun bir
yasa değer eli
sinem!
o kadar, o denli.

everest yayınları, sayfa 12

düşünceler 1 / pascal

insanın ne boş işlerle uğraştığını anlamak için, yaşanan aşkların sebep ve sonuçlarını ele almaktan daha iyi bir yol yoktur. Zira bir aşkın sebebi veya sonucu olan şey, tüm dünyanın gidişatını değiştirebiliyor. kleopatra’nın burnu daha kısa olsaydı, bugün çehresi başka türlü olurdu.

kaknüs yayınları, sayfa 82